1. Kadınlarda ve dolayısıyla toplumda ruhsal hastalıkların sıklığının azaltılması için etkin ruh sağlığı politikaları geliştirmenin başta hükümetlerin görevi olduğunu altını bir kez daha çizmek istiyoruz.. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu amaçla kadınlara yönelik yapılandırılmış eylem planları hızla uygulamaya konulmalıdır.
2. Türkiye’de kadın ruh sağlığını etkileyen sosyal faktörleri belirlemek için kapsamlı çalışmalar yapılmalı ve saptanan sosyal faktörlerle baş etmek için etkin eylem planları tasarlanmalıdır.
3. Kadın ve erkeklerde cinsiyet rollerinin ruhsal hastalıkların sıklığı ve oluşturduğu sorunlar üzerine etkilerine dair geniş çaplı epidemiyolojik çalışmalarla desteklenmelidir. Kadının ruh sağlığı üzerinde koruyucu ve iyileştirici etkisi olan faktörler belirlenmelidir.
4. Kadınların eğitim alma hakkını engelleyen kişiler hakkında hukuki yaptırımlar iyi işletilmeli, tüm kadınların eğitim kurumlarından devlet güvencesi altında erkekler kadar yararlanması sağlanmalıdır.
5. Kadınların maruz kaldıkları sosyal ve kültürel ayrımcılık ve eşitsizle mücadele etmek amacıyla etkin kültürel müdahale programları hazırlanmalıdır. Cinsiyet ayrımcılığına karşı geliştirilen araçlar başta yazılı ve görsel basın organlarında yer almalı, bu konuda duyarlılık geliştirilmelidir.
6. Kadın, erkek ve çocuk tüm vatandaşların sosyal güvenceleri olmalı, sağlık hizmetlerine engelsiz ulaşmalı ve ücretsiz, herhangi bir katkı payı ödemeksizin bu hizmetlerden yararlanabilmelidir.
7. Kadınların ekonomik durumlarını iyileştirmek için etkin çalışmalar yapılmalı, ev içi karşılıksız emeğin karşılıksız ve güvencesiz bırakılmaması için uğraşılmalıdır. Kadına yönelik istihdam programları arttırılmalı ve teşvik edilmelidir. Tüm kadınların ekonomik alanlarda yaşadığı adaletsizliklerin giderilmesi için zorlayıcı yasal düzenlemeler getirilmelidir.
8. Kadına yönelik travma, kötüye kullanım ve şiddete karşı ciddi ve kapsamlı bir eylem planı beklenmeden hayata geçirilmelidir. Kadına yönelik şiddetle, özellikle aile üyelerinden gelen şiddetle mücadele uzun soluklu, sistemli ve ödünsüz olarak gündemde yer almalıdır.
9. Namus cinayetleri, uluslararası hukuk açısından yargısız infaz olarak kabul edilmektedir. Bu cinayetleri engellemek için farklı düzeylerde stratejiler geliştirilmelidir. Namus cinayetleri ile ilgili olarak konuya duyarlı kadın kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin talepleri karşılanmalı, çalışmalarına destek verilmelidir.
10. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yazılı ve görsel basına büyük görev düşmektedir. Medya, kadına yönelik şiddet ve tecavüz haberlerini kamuoyuna aktarırken, haber dilini doğru kullanmalı, etik değerlere uymalı, tecavüzün içerdiği şiddeti arka plana itmemeli ve tecavüzü erotize edici tutumlardan uzak durmalıdır. Basının, suçu işleyen erkeğe değil, şiddete uğrayan kadının özelliklerine odaklanması şiddetin sorumlusunun mağdur olduğu biçiminde bir yanılsama yaratabileceğine dikkat edilmelidir. Yazılı, görsel basın ve film ve müziklerin erkek egemen ve kadını aşağılayıcı ifadeler içermemesine dikkat edilmelidir.
11. Kadınların hayatın birçok alanında yaşadığı ortak ezilmişliğini ve mücadelesini simgeleyen, kadınların insanca yaşam için yola çıkmasının tarihi olduğuna inanılan 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de resmi tatil günü olarak kabul edilmesini talep ediyoruz. |